Bir Efsanenin Doğuşu; Mafia The City of Lost Heaven


Senaryosu, müzikleri, oynanışı ve en önemlisi yaşattığı o dram ile Mafia, oyun dünyasındaki en değerli ilk 5 oyuna çok rahat bir şekilde girer diye düşünüyorum. Bu köklü oyunun bir kült olarak adını yazdırışına değineceğiz.

Takvimler 27 Ağustos 2002 tarihini gösterdiğinde, Illusion Softworks ve Gathering of Developers işbirliğinde oyun camiası için ilerleyen dönemlerde yeni bir konunun, yeni bir olay döngüsünün ve en önemlisi yeni bir efsanenin kapılarını açacak olan çok önemli bir oyunu piyasaya sürdüler. Bu oyun, “Mafia: The City of Lost Heaven” ya da kısaca Mafia 1  olarak bilinen ve sıradan bir taksicinin kaderi ile oynadığı kumarı anlatan bir efsane olacaktı.

Hikayemiz, 1930’lu yılların Amerika’sında, Lost Heaven adlı bir şehirde geçmektedir. Thomas Angelo, nam-ı diğer Tommy, sıradan bir taksi şoförüdür. Bir gece sigarasını içip bir süre dinlenmek için ara verdiğinde, kendisini bir mafya çatışmasının arasında bulan ve iki mafya üyesinin arabasına atlamasıyla birlikte dolaylı yoldan mafya ile tanışan Tommy, adamları hızlıca Salieri Bar’a ulaşmayı başarır.

Salieri Bar, mafyaların da adına çalıştığı Don Salieri (Ennio Salieri) tarafından kara para aklamak için işletilen bir bardır. Don Salieri, adamları sağ salim kendisine getirebildiği için Tommy’e hasarını karşılaması için para ve ne zaman bir yardıma ihtiyacı olursa kendisine gelebileceğini söyleyen iyi dileklerini iletir.

Olabildiğince bu tarz bir hayattan kaçınan Tommy ilk başta reddetmek istese de, Salieri’nin adamlarına saldıran kişiler yolda onun taksisini tanıyıp saldırır. Böylece Tommy’nin başındaki bu beladan kurtulmak için Don Salieri’nin yardımını istemesi, onun başını daha büyük belalara sokacaktır…

Oyun içi müzikleri Vladimir Simunek tarafından hazırlanan bu oyunun kaliteli parçaları, oyuncunun daha da görev-hikaye ile bütünleşmesini sağlamıştır. Öyle ki, hazırlanması gereken “kasvetli-dramatik mafya” teması için en önemli bileşenlerden birisi olan müzik ve sesin bu denli kaliteli olması, bugün bile oyun içi parçalarının YouTube üzerinden on binlerce kişi tarafından dinlenmesi ile kanıtlanır niteliktedir. (Oyun 2002 yapımı. 18 yıldan bahsediyoruz.)

Olağanüstü senaryosu, kaliteli müzikleri ve belki de içimizdeki kasvetten bir parça bulabilmemiz; merhamet duygusu, güce tapınma ve mafya olgusu. Bu oyunu pek çok oyun tarihçisi ve oyuncu tarafından hala oynanır, hala klas ve hala bir baş yapıt olarak nitelendiren belki de bu kaliteli harmandır. Bugün bile pek çok kişinin “bu senaryo film olsaydı Hollywood Kültleri arasına girerdi” dediği bu film tadındaki oyun, çağının üzerinde bir senaryoya sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir. 

İçerdiği duygularla, buna sebep olan olaylarla, karakterlerle, diyalogla ve o gri-kahve atmosferi ile bugün bile pek çok kişiyi etkileyen, oynayanların oyun kültürüne şekil kazandıran, oyunu denemiş pek çok kişiye “hayatımda oynadığım en iyi oyundu” dedirtebilen ve bize domino taşı misali sıradan bir taksicinin bile mafya içerisinde bu kadar yükselip, yine aynı hızla gözlerden düşebileceğini anlatan yegane oyundur Mafia: The City of Lost Heaven. Alınmalı ve oynanmalıdır, şiddetle tavsiye edilir.